Bilgi Bankası

Hamam Böcekleri

AMERİKAN HAMAM BÖCEĞİ ( Periplaneta americana ):

Erginlerin boyu 2,5 – 4 cm. boyunda, kırmızımsı kahve renkli olurlar. Yumurta paketlerini duvar kenarlarına bırakırlar. Uygun şartlarda bir dişi hayatı boyunca 30 – 60 arasında yumurta paketi bırakır.

Yumurta paketleri içerisinde genellikle 16 adet yumurta bulunur. Yumurta paketlerinin açılma süresi 6 – 12 hafta sürer. Nimflerin ergin hale geçme süresi sıcak yerlerde ve gıdanın bulunduğu yerde 4 – 5 aydır. Erginlerin ömürleri 1 yıl olup, serin yerlerde 2 yıla kadar çıkabilmektedir.

ALMAN HAMAM NÖCEĞİ ( Blatella Germenıca ):

1,5 cm. boyunda, açık sarımsı kahve renkte olurlar. Yumurtalarını yavru çıkıncaya kadar vücudunda yumurta kesesinde taşırlar. Uygun şartlarda bir dişi hayatı boyunca 4 – 12 arasında yumurta paketi bırakır. Yumurta paketleri içerisinde 35 – 45 adet yumurta bulunur.

Yumurta paketleri 31 0C’de 16 günde açılır. Nimflerin ergin hale geçme süresi sıcak yerlerde ve gıdanın bulunduğu yerde 1 – 1,5 aydır. Alman hamam böceklerinin çok yaygın olmasının nedeni , üreme yeteneğinin hızlı olmasıdır. Erginlerin ömürleri sıcak ortamlarda 3 – 4 ay, serin yerlerde ise 5 – 8 ay kadardır.

DOĞU HAMAM BÖCEĞİ ( Blatta orientalis ):

Erginlerin boyu 2 – 3 cm. boyunda, erkekleri koyu, kırmızımsı kahve ve dişileri daha koyu kahve renkte veya siyaha çalar renkte olurlar. Çoğalmaları Amerikan hamam böceği ile benzerlik göstermektedir.

Bu türler ev, lokanta, fırın, otel, hastane, gıda depoları, kütüphane, büro, ve seralarda bulunurlar. Bu yerlerin mutfak ve kilerlerinde görülürler. Ayrıca gıda artıklarının bulunduğu yerlerdeki delik ve çatlakların içinde; banyodaki çamaşır dolapları, mutfaktaki ekmek dolapları ve çekmecelerin içinde; kâğıt ve kitap raflarında; lavabo banko altlarında, kanalizasyon sistemi ve bodrum gibi rutubetli ortamlar ve sıcak kalorifer kazanlarının bulunduğu, su borularının geçtiği bölgelerde görülürler.

SİVRİSİNEK ve KARASİNEK

SİVRİSİNEKLER

Yaşam şekilleri, Biyolojileri ve Zararları

Tüm sivrisineklerin yaşam çevreleri yumurta, larva, pupa ve ergin olmak üzere 4 aşamadan oluşur. İlk üç aşama, sucul ortamlarda geçerken, ergin sivrisinek karada yaşar. Bu türlerin dişileri kanla, erkekleri bitki özsuyuyla beslenir. Dişilerin ortalama ömrü 15 – 150 gün, erkeklerin ise 4 – 7 gün arasında değişmektedir. Ergin dişiler kan emdikten sonra vücutlarında geliştirdiği 100 – 150 adet yumurtayı en yakın durgun su birikintisine bırakırlar. Su sıcaklığına bağlı olarak (15 – 40 0C) yumurtalar, larva , pupa evrelerini 10 – 20 gün içerisinde tamamlayarak ergin hale dönüşürler.

SİVRİSİNEK ÜREME ALANLARI (BİOTOPLARI);

Bataklıklar ve yavaş yavaş akan akarsular, göller, dere ve nehir kıyısındaki durgun su odakları, Çayır ve ormanlık alandaki biriken kar ve yağmur suları, Sulama kanalları, çeşme yalakları, Çeltik üretim tarlaları, Temel çukurları, taş oyukları, ağaç kovuklarında biriken sular, Konutların balkonunda bulunan saksı, bidon gibi su biriken kaplar, Bahçelerde bırakılan fıçı, kova ve oto lastikleri, Açıkta akan lağım suları ve foseptik kuyuları.

SİVRİSİNEKLERİN ARACI OLDUĞU HASTALIKLAR;

Protozoonlar (Sıtma)Helmintler (Brugia malayi, Wuchereria bancrofti)Arbovirüsler (Deng humması, Sarı humma, Batınil humması)Meningo – Ensefalitler (St.Louis ensefaliti, Batı at ensefaliti, Kalifornia ensefaliti)

KARASİNEKLER

Tespit edilen Türler

Musca spp. Famma spp. Muscina spp. Stomoxys spp.

Yaşam şekilleri

Karasinekler kokuya çok hassas oldukları gibi ısıya da çok duyarlıdırlar. Sık sık bulundukları çalılıklarda yada bitkilerin yapraklarının gölgesinde dinlenirler. Beslenme yerleri hayvan ve insan artıkları, geniş çapta da hayvan ve insan dışkılarıdır. Gündüzleri yiyecek temin edebilecekleri yerlerde yaşayan bu sinekler geceleri dinlenmek için eşyaların kenarlarında, iplerde, tellerde ve tavanlarda konaklarlar.

Çöplük ve lağım birikintileri bu sinekler için ideal beslenme yerleridir. Her türlü organik atıkların bulunduğu ortanda hayat bulur. Erginlerin ömrü 40 – 50 gündür. Yaşamı boyunca 5 – 6 defa, her defasında 100 – 150 yumurta yaparlar. Bu yumurtalar ortam sıcaklığına bağlı olarak 16 – 35 0C de 7 – 44 günde yumurta, larva, pupa evrelerinden sonra ergin hale gelirler.

Yediklerini tekrar besinlerin üzerine kusarak dekompoze eder ve kendilerinin yiyebileceği şekle dönüştürürler. Bu sinek türleri vücutlarının gerek iç gerek dış yapısında; virüsler, bakteriler, protozoalar, helminth yumurtaları gibi patojen mikroorganizmaları taşıyarak bir çok hastalığın bulaşmasına sebep olurlar.

FARE ve SIÇANLAR

TANIMI

Zarar verici kemirgen hayvanlardır. 1500’ü aşkın cins ile en geniş memeliler grubunu oluştururlar ve tüm dünyaya yayılmışlardır. Bazı türler insanlarla beraber yaşamaya iyice adapte olmuşlardır.

Yaşam Şekilleri:

İnsan sağlığına ve çevreye verdikleri zararlar,
İşletmeleriniz ve bağlı birimlerinde; yoğunlukla karşılaşılabilen kemirgen (fare – sıçan) türleri insanlar ve çevre için büyük risk ve hastalık taşıyan zararlı hayvanlardır. Veba, Tifüs Salmonellosis, Kuduz, Leptospiroz veya enfeksiyoz sarılık, Lymphocytic choriomeningitis (Lenfositik koryomenenjit), Humma ve bağırsak parazitleri gibi hastalıklara neden olurlar. Salgın hastalıklar içinde veba en korkunç olanlarından biridir. İnsanlık tarihinde derin acılar bırakmıştır.

RATTUS NORVEGİCUS L. (Norveç sıçanı, lağım sıçanı)

Sırt rengi açıktan koyu kahverengiye kadar değişir. Kuyruk kısa, kulaklar küçük ve kababurunludur. Yılda 2 – 7 doğum yapar ve her doğumda 5 – 14 yavru meydana getirir. Vücut ağırlığı 200 – 400 g., boyu 18 – 25 cm. dir. Ortalama 3 – 4 yıl yaşarlar. Kentsel ve kırsal alanlarda yaygındırlar. Oyuklar, çöplükler, kanalizasyonlar iç ve dış alanlar yaşam yerleridir

RATTUS RATTUS L. (Ev sıçanı, Çatı sıçanı )

Sırt rengi koyu kahverengiden siyaha kadar değişir. Burun sivri, kuyruk uzun ve kulakları geniştir, ayrıca iyi bir tırmanıcıdır. Yılda 2 – 7 doğum ve her doğumda 5 – 14 yavru meydana getirir. Vücut ağırlığı 120- 175 g., boyu 16 – 21 cm. dir. Sıklıkla yer üstünde, yer altında, ağaçlarda, evlerde, paketleme yerleri, ürün depolarında, gemi ve limanlarda yaşar. Dünyanın her yerine dağılmıştır

MUS MUSCULUS L. (Ev Faresi)

Sırt açık veya koyu gri rengindedir. Yılda 4 – 8 doğum ve her doğumda 6 – 12 yavru meydana getirir. Vücut ağırlığı 9 – 25 g., boyu 7 – 8 cm. dir. Hastalık nakletme ve hasar vermesi diğer iki türe göre daha azdır. Evlerde, yiyecek depolarında, kilerlerde, ambarlarda, kovuk ve duvar içlerinde yaşadığı için mücadelesi daha zordur. Özel tedbirlerin alınması gerekir.

DİĞER ZARARLI VEKTÖRLER

TAHTAKURULARI (Cimex lectularius )

Bed_bug,_ Cimex_lectulariusTahtakuruları, saklandıkları yerlerden gece çıkarak kanla beslenen, koyu kırmızı renkte, oval ve basık vücutlu olan, ortalama 4 – 5 mm. uzunluğunda böceklerdir. Kendilerine has tipik viskiyi andırır kokuları vardır. İnsanları özellikle vücutlarının örtülü olmayan yerlerinden ısırırlar. 6 – 8 haftada erişkin hale gelerek 200 civarında yumurta bırakırlar.

Isırdıkları yerlerde kırmızı, yuvarlak ve sert kaşıntılı lezyonlar oluşur. Duyarlı kişilerde ürtiker, ödem ve kanamalı kabartılar görülebilir. Kaşıntıyla oluşan deri örselenmesi ikincil enfeksiyonları hazırlar. Ender olarak genel alerjik tepkiler ortaya çıkabilir. Emdiği kanın sindirim artıkları yatak çarşafında koyu lekeler olarak görülebilir. Konağa yalnızca beslenmek için gelen asalak, daha sonra korunaklı yerlere çekilir. Emdiği kanı sindirmesi günlerce sürebilir. Tahtakurusunun insana hiçbir hastalık bulaştırmadığı sanılmaktadır. Tedavi genellikle belirtilere yöneliktir. Bu böceklerin üredikleri yapılarda bütünüyle yok edilmesi gerekmektedir. Ama kullanılan zehirlere karşı dirençli nesiller geliştiğinden tahtakurusuyla mücadelede de farklı kimyasal maddeler denenmek zorunda kalınmaktadır.

Özellikle Yatak tahtakuruları olarak adlandırılan türlerinin hemen hepsi kuş ve memelilerden kan emerek beslenirler. Genellikle geceleri kan emmek için çıkarlar, diğer zamanlarda ışıksız ortamlarda saklanırlar.

BİTLER ( P.humanus )

Pediculus humanus Bitler boz renkli, birkaç milimetre uzunluğunda ve yengeci andıran biçimde asalak böceklerdir. Bit yumurtalarından nimfler çıkar. Nimf üç defa gömlek değiştirir ve yetişkin hale geçer. Yetişkin dişiler genellikle 8 – 10 yumurta verirler.

Doğrudan dokunma ya da giyecekler aracılığıyla bulaşırlar. Vücut biti (Pediculus humanus)tifüs, Baş biti dönüşlü humma ve siper humması gibi hastalıkların yayılmasında önemli rol oynar. Bitlenme ayrıca, şiddetli kaşıntı, aynı bölgenin çok sayıda ısırılmasına bağlı olarak geniş şişlik ve kızartılara neden olur. Enfekte kan emen bit 6 gün sonra enfeksiyon nakledebilir. Enfekte bitlerin hayat süreleri kısadır, genellikle 12 günde ölür.

Vücut biti 2 – 4 mm. uzunluğundadır. Giysilerin dikiş yerlerinde ya da uygun kıvrımlarında barınır ve ürer. Deriye yalnızca kan emmek için gider. Yumurtalarını konağın iç çamaşırlarına bırakır. Baş biti 1 – 2 mm. uzunluğundadır. Kan emmediği zaman sıkıca saç diplerine tutunur. Özellikle ense bölgesinde bulunurlar. Zaman zaman tutundukları yerleri bırakıp deriye inerek kan emer, sirke denen yumurtalarını saç diplerine sıkıca yapıştırırlar. Yumurtalar 7 – 8 günde açılarak içlerinden yeni bitler çıkar.

Bitlenmiş kişilerin kendileri, giysileri, yatağı, şapkası, başörtüsü ve tarağıyla temas edilmesi birer bulaşma nedenidir. Bitlenmelerle ilgili bölgelerin ince dişli bir tarakla sık sık taranması, bit öldürücü krem ve şampuanların kullanılması gerekir. Ayrıca bitlenen kişinin çamaşırları kaynatılmalı ve yakın ilişkide bulunduğu kişiler de aynı işlemler uygulanmalıdır.

PİRELER (Ctenocephalides canis, Ctenocephalides felis ):

Geriye doğru uzayan dikenlerle kaplı, yanlardan iyice basıklarmış vücutlarıyla dikkat çeken pireler yaklaşık 1 – 10 mm. boylarındadır. Genellikle sarı tonlarında kahverengi, koyu kahverengi ve siyaha yakın koyu renktedirler. Çok güçlü bacakları sayesinde boyundan 200 katı aşkın sıçramalar yapabilirler. Pirelerin hayatı uzundur. Aralarında 1 – 2 yıl yaşayan türleri vardır.

Dişi pireler yumurtalarını genellikle barınaklarda, zemin çatlaklarına, hasırların, kilimlerin, halıların altına, tozlu yerlere bırakırlar. Yumurtadan çıkan larvalar organik artıklar ve yetişkin pirelerin pislikleriyle beslenirler. Larvalardan pupalar ve pupalardan yetişkin pireler çıkar. Bu gelişme süresi çevre ısısına ve pire türüne bağlı olarak değişir. 20 – 30 gün olabileceği gibi uygun olmayan şartlarda özellikle pupa dönemi uzayarak gelişme aylarca hatta bir yıl sürebilir.

Pire, veba ve endemik tifüs yayılmasında aracıdır. Pirelerin önemli türleri Pulex irritans (insan piresi) ve Xenopsylla cheopis (sıçan piresi) dir. Pire ısırıkları kabarcıklı ve kaşıntılı, döküntü biçiminde kızarıklıklara yol açar

KARINCALAR

Yeryüzünde en kalabalık nüfusa sahip olan canlılar, karıncalardır. Her yeni doğan 40 insana karşılık, 700 milyon karınca dünyaya gelir. Böcek türlerinin en “sosyal”lerinden biri olan karıncalar, son derece iyi örgütlenmiş, bir düzen içinde, koloniler denen topluluklar halinde yaşarlar. Örgütlenmeleri öyle gelişmiş bir düzen içindedir ki, bu açıdan insanlarınkine benzer bir uygarlığa sahip oldukları bile söylenebilir. Karıncalar besinlerini üretip depolarken, yavrularını gözetir, kolonilerini korur ve savaşırlar. Hatta “terzilik” yapıp, “tarım”la uğraşan,”hayvan yetiştiren” koloniler bile vardır. Aralarında çok güçlü bir iletişim ağı bulunan bu hayvanlar, toplumsal örgütlenme ve uzmanlaşma açısından bakıldığında, hiçbir canlı ile kıyaslanamayacak üstünlüktedirler.

Karıncaların 80 milyon yıl önce arkaik bir yabanarısı türü olan “Tiphiidae”den türediklerini, 65 – 40 milyon yıl önce aniden “kendi iradeleriyle” sosyalleşmeye başladıklarını ve böceklerin evriminin en üst basamağını oluşturdukları iddia edilmektedir.

Tespit Edilen Bazı Türler;

Yaprak Kesici Karıncalar, Dokumacı Karıncalar, Hasatçı Karıncalar, Bal Karıncaları, Odun Karıncaları, Lejyoner Karıncalar, Kadife Karıncalar, Ateş Karıncaları, Çalışkan Karıncalar, Çöl Karıncaları

ARILAR

BALARISI (Apis mellifera, Honeybee)

Boy: 1,30 cm Renk: Altın sarısı ve kahverengi çizgili
ÖZELLİKLERİ
Balarıları on yılı aşkın süre yaşayan koloniler kuran sosyal bir arı türüdür. Doğal ortamda ağaç kovukları, mağaralar, kayalıklardaki yarıklarda yuva yaparlar. Ara sıra tavan aralarında, duvar boşluklarında ve baca içlerinde de yuvalarına rastlanır. Bir arı kolonisi, bir kraliçe, birkaç yüz erkek ve 10 – 80 bin işçi arıdan oluşur. Görünüş olarak birbirinden farklı olan bu üç arıdan kraliçe arı ve işçi arılar dişidir. Bu arılar çiçekli bitkilerden polen ve nektar alıp, bunları kullanarak kış boyunca kolonilerini besleyecek balı üretirler. Arıları binalardan uzaklaştırmayı zorlaştıran etken, peteklerinin bulundukları oyuklukları tamamen doldurmasıdır.

Arı yavruları, sırasıyla larva ve pupa evrelerini tamamlayarak erişkin hale gelirler. Kraliçe arının yumurtaları bırakması ile başlayan bu dönem boyunca arı yavrularına son derece özenli ve dikkatli bir bakım uygulanır. İşçi arılar öncelikle kraliçenin yumurtlaması için peteklerin içinde özel olarak belirlenmiş bir bölgede kuluçka hücreleri hazırlarlar. Bu hücrelere yumurtlamak için gelen kraliçe arı, hücrenin temizliğini ve uygunluğunu kontrol ettikten sonra her peteğe birer yumurta bırakarak ilerler. Kraliçe arının büyük bir hassasiyetle hücrelere yerleştirdiği arı yumurtaları yaklaşık 3 gün içinde gelişir.

Bu sürenin sonunda hücrelerden beyaz kurt şeklindeki arı larvaları çıkar. Yumurtadan çıkan bu canlıların gözleri, kanatları ve bacakları yoktur. Dış görünüş olarak balarısına hiç benzemezler. Arı larvaları bu dönemdeki düzenli beslenme sonucunda 6 gün içerisinde ilk ağırlıklarının 1500 katına ulaşırlar. Bu noktadan sonra büyüme durur ve pupa aşaması başlar.

YABAN ARISI (Vespula spp. Yellow Jacket)

2,0 – 2,5 cm. boyunda, siyah ve sarı çizgili renktedirler. Yuvalarını toprakta, örneğin eski kemirgen yuvalarının içinde veya benzer deliklerde yapmayı tercih ederler.
Vespula sppYabanarılarının binlercesi tek koloni halinde yaşarlar. İlkbaharın başında tek bir kraliçeden başlayan koloni ilk birkaç ay çok küçüktür. Yaz aylarına gelindiğinde, problem yaratacak populasyona ulaşırlar. Yuvaları bozulduğunda çok saldırgan olurlar ve çok acı vererek sokarlar.

Bir kez soktuğunda ölen balarılarından farklı olarak, yabanarıları birçok kez sokabilirler. Leşle beslenen haşereler olduklarından, ağaçlık alanlarda veya arazilerde faydaları vardır. Ancak evlere yakın veya evlerin içinde bulunan koloniler, orada yaşayan insanlar için tehdit oluştururlar. Böyle bir durum fark edildiğinde, koloniler muhakkak elimine edilmelidir. Bu arılarla mücadelenin tehlikeli olması nedeniyle profesyonel bir firmadan hizmet alınması daha doğrudur.

EŞEK ARISI ( Vespula vulgaris )

2,5 – 4,0 cm. boyunda, koyu ve açık kahverengi çizgili renktedirler. Genelde ağaçlarda ve çalılarda, havai kağıt yuvalar kurarlar. Ancak özellikle bu tür arılar, tavan arası, baca, dış duvarlar gibi mekanlarda da yuva kurmayı severler.

Vespula vulgarisEşekarıları bir yıl süreyle yaşayan koloniler kurarlar. Kışı geçirmiş olan kraliçe, ilkbaharla birlikte uygun bir yuva bulur, içine küçük bir petek kurar ve ilk larvayı oluşturur. Bu larva yetişkin bir işçi arıya dönüştüğünde, yuvanın büyütülmesi ve yiyecek bulunmasıyla uğraşırlar. Yuvalarının içini ve peteği, ağaç ve kabuk parçacıklarından yaparlar. Kolonileri tehdit edilirse saldırgan olurlar. Yaz sonunda birkaç yüz işçi arıdan oluşan populasyona ulaşırlar.

Sonbahara doğru koloni kraliçeler üretir ve bunlar kışı geçirmek üzere farklı yerlere uçarlar. Örneğin, herhangi bir yolla ağza, yutağa ya da boğaza kadar ulaşabilen bir eşek arısının sokması durumunda meydana gelecek şişlik insanın boğularak ölmesine neden olabilir. Arılardaki sokma arzusu türlere göre değişir. Ancak kendilerini tehlikede hissettikleri zaman saldırırlar. Özellikle sıcak havalarda yuvalarına yaklaşırken dikkatli olmak gerekir. Çünkü sıcakta saldırganlıkları artar.

VAHŞİ YAŞAM CANLILARI

ÇIYANLAR ( Chilapoda):

Tespit edilen türler
En yaygın türü Scolopendra morsitans (çiyan)’dır. En uzun çıyan Scolopendra gigantea olup 35 cm. ye ulaşır. Çıyanların 3000 kadar türü tanımlanmıştır. banded desert centipedeTaş, kaya ve kabuk altlarındaki toprak ve humus içerisinde bulunur. Tüm türler avcılıkla geçinirler yani karnivordurlar.

Avlarını küçük Arthropoda (eklembacaklılar) oluşturur. Fakat büyük çıyanlar salyangoz ve kurbağa yavrularını yer. Özellikle gece beslenirler ve çabuk hareket ederler. Av, zehir tırnağı ile yakalanır ve öldürülür. Zehir tırnağı, ağız parçalarını örten gövdenin ilk segmentinden çıkar. Büyük formlarda güçlü zehir tırnakları ile deriyi delebildiğinden, ergin insanlarda birçok rahatsızlığa, küçük çocuklarda ölüme neden olabilir. Yurdumuzda bulunanların insanı sokma yeteneği yok sayılır.

AKREPLER ( Scorpionidae):

Tespit Edilen Türler Buthus gibbosus, Prionurus crassicaudata, Scorpiomaurus fuscus, Euscorpia italicus; Türkiyede yaşayan akrep türleridir. Scorpionidae Erginlerinin boyu türlere göre değişmekle birlikte çoğunlukla 5 cm. dir. Sarı, mavi, kırmızımsı, kahverengi ve siyah renkte olurlar. Karnının son halkasında bir çift zehir bezi bulunan eğri bir iğne vardır. Solunumları trake sistemiyle olur. Canlı doğum yaparlar. (Vivipar). Dişileri 20 – 25 kadar yavru yaparlar ve yavrularını bir hafta sırtlarında taşırlar. 3 – 7 defa deri değiştiren yavrular 1 – 4 yılda gelişimini tamamlar ve yıllarca canlı yaşarlar. Örümcekler ve böceklerle beslenirler. Avlarını ağız ekleri (chelicera, pedipalpus) yardımıyla yakaladıktan sonra vücutlarının sonundaki zehirli iğne ile sokarak öldürürler. Hayvan kışkırtılmazsa iğnesini kullanmaz.

YILANLAR ( Ophidia):

Tespit edilen türler Önemli türleri Coluber caspius ( Hazer yılanı ), Malpolon monspessulans ( Çukurbaşlı yılan), Vipera xanthia (Şeritli engerek) dir. Türkiyede yaşadığı bilinen 5 ayrı familyadan 13 cinse bağlı 36 yılan türü vardır. Bunlardan 7si zehirli, 2si az zehirli, geri kalan 27 yılan türü ise zehirsizdir.

ÖZELLİKLERİ: Vücut ince, uzun ve silindirik şekilli olup, pullarla kaplıdır. Pulların büyüklükleri ve dizilimi, sistematik açıdan önem taşır. Üyeler körelmiştir. Ancak bazı gruplarda üye kalıntılarına rastlanır. Dış kulak açıklığı, kulak zarı, dış ve orta kulak ile östaki borusu bulunmaz. Göz kapakları yoktur, gözü örten sabit bir şeffaf plak bulunur. Çatalsı dil, ağız kapalıyken bile dışarı uzatılabilir. Dile yapışan koku partikülleri, koku almadan sorumlu olan Jacobson organına iletilir.

Çene kemikleri kaynaşmamıştır. Çenenin sağ ve sol yarıları ile, alt ve üst çeneler birbirinden ayrılabilir. Bu yapı özelliği sayesinde, kendilerinden çok daha iri avları bile rahatlıkla yutabilirler. Kural olarak av önce felç edilir veya öldürülür, sonra da bütün olarak yutulur. Göğüs kemiklerinin (Sternum) bulunmaması, iri avların yutulmasına yardımcı olan diğer bir özelliktir. Kaburgaları çok sayıdadır. Sol akciğer körelmiştir, sağ akciğer ise vücut boyunca uzanır. Diğer tüm organlar da uzun yapılıdır. Boşaltım ürünleri ürik asit formundadır. İç döllenme görülür. Bazılarında güçlü zehir bezleri ve çeşitli tipte zehir dişleri bulunur. Çoğu türde ayrıca, savunma veya karşı cinsin ilgisini çekme amaçlı olarak koku bezleri vardır. Bazı yılan gruplarında ise, avın vücut sıcaklığını algılayabilen (termosensor), kızılötesi ışınlara duyarlı çukur organları bulunur.

KUŞLAR (Aves)

Yaşam Şekilleri, Biyolojileri ve Zararları:

Kuşlar yumurtlayan canlılar olup havada uçan, kısmi olarak uçamayan türleri de olan canlılardır. Koloni yada tek olarak yaşayabilirler. Genel anlamda yuvaları; evlerin saçak altlarında, harabelerde, su kaynakları yakınlarında, yüksek ağaçlarda bulunur. Yuvalarını çamur, ot v.b şeyler ile kendileri yapmakta yada hazır olan ağaç kovukları, mağaralar, suni yuvaları kullanırlar. Kuşlar yılda ortalama 1 – 2 kere yumurtlarlar. Her seferinde 4 – 8 arasında yumurta bırakırlar, ve 15 – 25 gün kuluçka döneminden sonra çıkan yavrular 15 – 20 gün içinde uçacak hale gelir. Ortalama olarak kargalar 30 – 100, serçeler 15 – 40, sığırcıklar 15 – 20 yıl yaşarlar.

Tespit Edilen Bazı Türler: Columbiformes (Güvercinler), Corvus monedula (Şehir kargası), Corvus corax (Kuzgun) Passer domesticus ( Ev serçesi), P. montanus (Dağ serçesi), Sturnus vulgaris (Sığırcık)

DEPO ve ÜRÜN ZARARLILARI

KURU MEYVE ZARARLILARI

Ambar zararlıları söz konusu olduğu zaman kuru meyve kavramı oldukça geniş bir ürün (incir, üzüm, kayısı, erik, fındık, fıstık, ceviz, badem) grubunu kapsamına alır. Bu ürünler ülkemiz ihracatında önemli yer tutan ürünlerdir. İhracata dönük olması bu ürünlerin ambarlama döneminde böcek bulaşmalarından ve zararlılarından mutlaka korunmasını gerektirir.

Önemli türler şunlardır; Ephestia cautella (İncir kurdu), Ephestia figuliella (Kuru incir güvesi), Plodia interpunctella (Kuru meyve güvesi), Oryzaephilus surinamensis (Testereli böcek), C. bipustulatus, Carpophilus hemipterus, C. mutilatus,C. Obsoletus (Ekşilik böcekleri), Carpoglyphus lactis (Kuru meyve akarı)

KURU MEYVE ZARARLILARI İLE SAVAŞIM

Kuru meyve zararlısı böcekler ambarlanan kuru meyvelere, bahçe, kurutma (sergi) ve depolama dönemlerinde bulaşırlar. Özellikle kuru incirde zararlı olan incir kurdu, kuru meyve güvesi ve ekşilik böceklerinin ağaç ve sergi döneminde ürüne yoğun şekilde bulaştığı görülmüştür. Kuru üzüm güvesi de üzüme sergi döneminde bulaşabilmektedir.Testere dişli böcek ve kuru meyve akarı ise ürüne depoda bulaşmaktadır. Bu sebepten dolayı bu böceklerle savaş uygulamasına ağaç döneminde başlanarak sergi ve kurutma dönemlerinde devam edilmelidir.

Ağaç ve sergi döneminde alınması gereken bazı kültürel önlemler şunlardır
* Bahar aylarında bahçeler temizlenmeli, böceklere barınak olabilecek ürün artıkları (iğlek, eski ürün kalıntıları vb.) toplanıp gömülmeli ya da yakılmalıdır.
* Ürün kerevetler üzerinde kurutulmalı, sergilerin üzeri geceleri örtülmelidir.
* Ürün için kullanılan sepet, sele, küfe, çuval gibi ambalajlar fümige edilerek kullanılmalıdır.
* Ürün gündüz taşınmalı, gece taşınma zorunluluğu varsa üstü örtülmelidir.
* Ürün sergiden sonra fümige edildikten sonra ambara konmalıdır.
* Ürünün taşındığı araçlar temiz olmalıdır.
* Ürünün konacağı ambarda temizlik, badana ve boş ambar ilaçlaması yapılmalıdır.
* Ambarda eski ürün ile yeni ürün bir arada bulundurulmamalıdır.
* Depo zararlılarına karşı kimyasal savaşım üç ayrı şekilde yapılır

1) BOŞ AMBAR/DEPO İLAÇLAMASI: Bu ilaçlamalar depo ve ambarlarda uygulanacak bir dizi kültürel önlemler sonrasında 1 hafta sonra, ürün ambara girmeden 15 gün önce ambar boş olarak Malathion, chlorpyriphos, deltamethrin etkili maddeye sahip ilaçlar kullanılarak yapılır

2) KORUYUCU İLAÇLAMA: Boş ambar ilaçlamasından sonra ürünlerin ilaçlanarak ambar / depoya alınmasıdır. Bu ilaçlama her yiyecek maddesi ve ürün için yapılamaz. Örneğin hububatta toz malathion ile ilaçlama yapılabilir.

3) DOLU AMBAR/DEPO İLAÇLAMASI: Eğer hububat ve yiyecek maddeleri ambara konmadan önce veya depolama sırasında böceklenmiş ise fumige edilmesi gerekmektedir.

KAPRA BÖCEĞİ (Trogoderma granarium Everst.)

Erginler kırmızımsı kahverengi ve oval şekillidir. Vücut üzerinde açık renkli enine bantlar ve kıllar bulunur. Ergin dişi 2.5 mm. erkek 1.8 mm. boyundadır. Yumurtaları saydam – beyaz renklerdedir. Larvaları yaşına göre 0.5 – 5.5 mm. boyda, halkalı bir görünüşe sahiptir. Vücut çok sert esmer kıllarla kaplıdır. Vücut sonunda uzun bir kıl demeti bulunur. Pupa soluk esmer renkli, sırtı hariç diğer bölümleri tüylerle kaplıdır.

BİYOLOJİSİ VE ZARARI: En çok buğday da zarar yapmakta hububat, yağlı pastalar, süt tozu, bira mayası, makarna, kuru meyve, sebze tohumları, küspe ve yer fıstığında da zarar yapan polifag bir türdür. Kapra böceği erginleri gıdalanmaksızın 14 – 22 gün yaşayabilirler. Ergin dişi 30 – 126 adet yumurta bırakır. Yumurtadan çıkan larva ortamdaki gıdaları yiyerek gelişir. Larva 5 – 6 gömlek değiştirerek pupa olur. Normal koşullarda gelişme süresi 40 – 56 gündür. Yılda ortalama 4 – 5 döl verirler. Uygun koşullarda yıldaki döl sayısı 12ye kadar çıkabilmektedir. Kapra böceği denmesinin en büyük nedeni ilk kez Hindistanda tuğla delikleri arasında bulunması ve bu adı almasıdır. Bu zararlının kontrolünü ve mücadelesini zorlaştıran bazı önemli yaşayış özellikleri vardır. Örneğin; larvalar gıdalanmaksızın 4 – 5 yıl yaşayabilmektedirler. Ambarların yarık ve çatlaklarında bu larvaların yerleşim gösterdikleri gözlenmektedir.

Sadece depolarda yaşayan bu canlılar, tarlada zararlı değillerdir. Kıllı larvaları her şeye kolayca tutunabildiklerinden, depoya giren çıkan ürünlere kolayca bulaşırlar veya taşınabilirler. Larvaları tohumun embriyonunu yiyerek zarara başlar, daha sonra endosperm ve tohum kabuğunu da yerler. Artıkları ile ürünü kirletirler, erginlerinin yaşam süresi, kısa olduğu ve az beslendikleri için zararları önemsizdir.

TESTERELİ BÖCEK (Oryzaephilus surinamensis)

Erginleri ince, uzun, yassı şekilli kırmızıdan koyu kahverengiye değişen renkte bir böcektir. Boyu 2.5 – 3 mm. dir. Pronotomun her iki yanında 6şar adet testere dişi şeklinde çıkıntı vardır. Yumurta beyaz renkli ince ve uzun şekillidir. Larva silindirik şekilli beyaz renkli yaklaşık 3 mm. uzunluktadır. Pupaları ise krem renklidir ve 3 – 3.5 mm. boydadır.

BİYOLOJİSİ VE ZARARI: Pirinç, mısır, sorgum, buğday, kuru tütün, kuru meyve, kuru sebze ve diğer hububat ürünlerinde zararlı bir türdür.

Erginler 8 – 10 ay yaşarlar. Bir dişi ortalama 170 yumurta bırakır, 5 gömlek değiştiren larva pupa olur. Uygun koşullarda 5 – 6 haftada gelişim gösterir ve yılda 5 – 6 döl verir. Zarara uğramış hububatta sekonder zararlı olarak önem taşır. Depoda ısının yükselmesine, kızışmaya ve küflenmeye neden olurlar.

Özellikle mısırda pupa döneminden çıkan erginler bir hafta sonra çiftleşerek yumurta bırakmaya başlarlar. Yumurtalarını mısır tanesinin genellikle embriyo kısmına yakın yerlerden hortumları ile açtıkları deliklere bırakırlar. Larva pupa dönemini tane içinde geçirir. Erginler 6 – 8 ay yaşarlar ve bu süre içinde 120 – 280 yumurta bırakır, yılda 5 – 6 döl verirler. Bu türün kanatları gelişmiştir, bu nedenle uçabilir ve yaz aylarında tarlada iken mısır tanelerinin üzerine yumurta bırakırlar. Hasat sonrasında ürünle, ambara geçerek burada zararlara sebep olurlar.

BUĞDAY BİTİ Sitophilus granarius (L.)

Erginleri parlak koyu kahve veya esmer renkli 3 – 5 mm. boyundadır, baş kısımlarında bir çift kuvvetli mandibulaları bulunur, alt kanatları körelme gösterdiğinden uçamazlar. Yumurtaları beyaz renklidir, larvaları ise krem renkli olup 2,5 – 3 mm. boyunda ve bacaksızdır. Pupaları ise genellikle sarımsı beyaz renkli ve 4 mm. boyundadır. Bu dönemde hortum, baş ve bacaklar belirgindir.

BİYOLOJİSİ VE ZARARI: Öncelikle buğday ve çavdarı tercih eder, yulaf, arpa ve mısırda da zararlı olabilir. Erginlerine baklagil tohumları, un, kepek ve irmikte rastlanırsa da bunlarda çoğalamazlar.

Erginler bir hafta içinde çitleşerek yumurta bırakmaya başlarlar, ergin dişi yumurtalarını buğday danesine açtığı deliğe bırakarak salgısı ile bu yumurtayı sabitler. Yumurta sayısı 150 – 300 arasında değişir. Yumurta, larva ve pupa dönemine dane içinde geçer. Uygun koşullarda gelişme süresi 30 – 45 gündür. Memleketimiz koşullarında yılda 3 – 4 döl verir. Eğer yoğun populasyon oluşursa üründe kızışmaya neden olur, böylelikle ürün kullanılmaz hale gelmektedir. Doğrudan sağlam daneye zarar veren primer bir zararlıdır.

UN BİTİ (Tribolium castaneum Hbst.)

KIRMA BİTİ (Tribolium confusum Duv.)

Erginleri parlak koyu kırmızı renkte, 3.5 – 4 mm. boyunda, yassı şekildedir. Baş ve göğüs sık noktalıdır. Kın kanatların üzeri boyuna ince çizgilidir. Kırma bitinde gözün ön kısmındaki şakak çıkıntısı göz hizasını geçer. Un bitinde ise geçmez. Bu iki türü birbirinden ayıran özellik ise un bitinde antenlerin son üç halkasının diğerlerinden daha geniş olmasıdır. Her iki türün yumurtası beyaz renklidir. Larvalar olgunlaştığında 5 – 7 mm. boyda ve sarımsı kahverengi renktedir. Larvalar olgunlaştığında 5 – 7 mm, boyda ve sarımsı kahve renklidir. Pupa önce beyaz sonra sarı renklidir.

BİYOLOJİSİ VE ZARARLARI: Tribolium ssp. Un, kepek, irmik, hububat, çikolata, baharat, kuru meyve ve baklagillerde zararlı türlerdir.

Erginlerin yaşama süresi ortalama 1 yıldır. Ancak erginlerin 3 – 4 yıl kadar yaşayabildikleri bilinmektedir. Ergin dişi yaşadığı sürece 300 – 400 yumurta bırakır. Larva 5 gömlek değiştirdikten sonra pupa olur. Normal koşullarda gelişme süresi 46 – 60 gündür. Her iki türde yılda üç dört döl verirler.

Depolanmış hububatın sekonder bir zararlısıdır. Genellikle diğer zararlılar tarafından zedelenmiş hububatta veya kırılmış danelerde zararlı olurlar. Tüneller açtıkları için undaki bulaşığı kolayca farkedilir. Çok ağır bulaşmalarda ortamda belirgin bir asit kokusu oluşur. Yoğun bulaşmalarda ürünün gıda maddesi olarak değerini tamamen yok eder.

GÜVELER

DEĞİRMEN GÜVESİ Anagasta küehniella (Zell.)

Ergin güve dumanlı gri renkte ve 10 – 14 mm. boyundadır. Ön kanatlar üzerinde enine zigzag bantlar vardır. Arka kanatlar sarımsı / beyaz renkli ve saçaklıdır. Kanat açıklığı 16 – 20 mm. dir. Yumurta beyaz renkli ve oval şekillidir, larvalar ise krem renkli ve kıllarla kaplıdır. Olgun larva 12 – 19 mm. boyda, pupa sarımsı kahverengi ve 9 mm boydadır.

BİYOLOJİSİ VE ZARARI: Larvalar asıl zararını unda yapmakla birlikte bazen hububat, kepek,ekmek, kuru meyve, bisküvi, palamut, kakao gibi ürünlerde de zarar yapar.
Erginler 1 – 2 hafta yaşarlar. Ergin dişi yaşamı süresince 140 yumurta bırakır. Yumurtalar gıda ortamına bırakılır. Olgunlaşan larva gıda ortamını terk ederek, ambarda ki çatlak, yarık, girinti vs. yerlerde koza örerek pupa olurlar. Gelişme süresi normal koşullarda 6 – 8 haftadır, yılda 3 – 4 döl verirler.

Zararı ise, yiyerek, ipliksi maddelerle ürünü birbirine bağlayarak, bıraktıkları gömlek artığı, dışkı gibi kalıntılarla kirletmek sureti ile olur.

İNCİR KURDU Ephestia cautella (Walk.)

Erginlerin kanat açıklığı 16 – 20 mm., boyları 9 – 10 mm. dir. Ön kanatlar beyazımsı – gri renkli ve saçaklıdır. Yumurta oval şekilli ve beyaz renklidir. Açılıma doğru renk sarımsı – turuncuya döner. Olgun larva 10 mm. boyundadır. Sırtı pembemsi, diğer bölümleri kirli beyaz renklidir. Vücut koyu renkli halkalardan çıkan kıllarla kaplıdır. Pupa koza içinde 6 – 8 mm. boyunda ve kahve renklidir.

BİYOLOJİSİ VE ZARARI: İncir, üzüm, erik, kayısı, hurma v.b. kuru meyvelerde, kestane ceviz, iç fındık, antep fıstığı, yer fıstığı, badem, susam, ayçiçeği v.b. yağlı tohumlarda, hububat ve mamülleri, kakao, süt tozu, baharat, keçiboynuzu, v.b. materyallerde zararlı bir türdür.

Erginler 1 – 2 hafta yaşarlar. Ergin dişi bu sürede ortalama 230 – 270 kadar yumurta bırakır. Yumurtalar gıda ortamına bırakılır. Larva 5 gömlek değiştirdikten sonra pupa olur. Uygun koşullarda gelişme süresi 42 – 52 gündür. Bu zararlı Karadeniz Bölgesi fındık depolarında üç döl verir. Ege bölgesinde ise sergilerde yumurta bıraktıkları incirlerin depolara alınması nedeniyle döl sayısı 4’e kadar çıkabilir.

Depolanmış materyalin üst yüzeyinde ipek iplikleri ile sarılmış larva dışkıları ile bir örtü oluşturabilirler. Pupa kozalarına da çuvallanmış üründe ürünün çuvala değdiği yerlerde rastlamak mümkündür. Tahıl danelerinde yeme zararı tipik olanak embriyo bölgesinde olur.

Yapılan araştırma çalışmalarına göre; İncir Kurdu, Kuru Meyve Güvesi ve Kuru İncir Güvesi Ege Bölgesinde kuru incirin sergi döneminde %12 – 23, depolarda ise %39 – 68 oranında kayıplara neden oldukları kanıtlanmıştır. Ayrıca bu zararlıların larva döneminde incir içine bıraktıkları baş kapsülleri dış satımda sorunlara yol açabilmektedir.

KURU İNCİR GÜVESİ Ephestia figuliella (Gregs.)

Ergin kımızı, ender olarak açık sarı renkli olup, 8 – 9 mm. boyundadır. Kanat açıklığı 18 – 26 mm. dir. Ön kanatlar enine koyu renk bantlıdır. Arka kanatlar ise daha açık renkli ve saçaklıdır. Yumurta, larva ve pupanın morfolojik özellikleri incir kurduna benzer.

BİYOLOJİSİ VE ZARARI: İncir, üzüm, erik, kayısı, hurma vb. kuru meyvelerde, kestane, ceviz, iç fındık, Antep fıstığı, yer fıstığı, badem, susam, ayçiçeği, vb. yağlı tohumlarda, hububat ve mamullerinde, kakao, süttozu, baharat, keçiboynuzu vb. materyallerde zararlı bir türdür.

Erginler 24 gün yaşar, ergin dişi bu sürede 350 kadar yumurta bırakır. Uygun koşullarda gelişme süresi 43 gündür ve yılda 3 – 4 döl verirler. Esas zararını kuru üzümlerde yaparlar, larvaları yiyerek yaptıkları zarardan başka, salgıları ve pislikleri ile bulundukları gıda ortamını kirletirler. Ördükleri ağlarla üzümün görüntüsünün bozulmasına ve pazar değerinin düşmesine neden olurlar.

KURU MEYVE GÜVESİ Plodia interpunctella (Hbn.)

Erginin ön kanatlarının bir bölümü sarı, bir bölümü kırmızı ve koyu lekelidir. Boyu ortalama 9 mm. kanat açıklığı 18 mm. dir. Arka kanatlar sarımsı gri renklidir. Larva kirli beyazdan pembemsi – kreme kadar değişen renklere sahiptir. Boyu 10 – 12 mm. dir. Pupa koza içinde kahverengi renkte ve 6 – 8 mm. boydadır.

BİYOLOJİSİ VE ZARARI: Kuru incir, kuru kayısı, fındık, kuru üzüm, yağlı tohumlar, hububat, un ve mamulleri, kakao ve baharatta zararlı bir türdür.

Erginler pupa döneminden çıkar çıkmaz çiftleşerek, yumurta bırakmaya başlarlar. Ergin dişi 2 – 4 haftalık yaşam süresince gıda ortamına 300 – 400 kadar yumurta bırakır. Larva 5 gömlek değiştirdikten sonra koza örerek pupa olur.

Gelişme süresi, uygun koşullarda 37 – 52 gündür. Yılda koşullara göre 2 – 5 döl verirler. Zarar yüksek olduğu zaman ürünün üzerini bir ağ örtüsü ile kapatabilir. Buğday ve çavdar da yalnızca embriyoyu yer. Mısırda ise endospermi de yiyebilir.